KARDELENIM
VE CANIM KIZLARIM

neden 2 kere secde?

 
Evvela şunu bilelim ki bizler namaz nedir bilmez bir toplum iken bize namazı ve kılınış şeklini bildiren Rasulullahın kendisidir.
Bu sebeble namazdaki rekat sayıları olsun ister namaz kılarken yapılan ameller vb. olsun ; bunun neden ve niçin böyle olduğu hakkında fikrimiz, ancak bize bunu ilk gösteren Rasulullah (s.a.v.) in bildirdiği kadardır. Diğer görüşlerin kişilerin tahmine dayanan zanlarıdır. Doğruda olabilir yanlışta. Bundan yükümlü değiliz. Bizim yükümlü olduğumuz Rasulullahın gösterdiği şekilde ibadet yapmaktır. 
 
Allah Rasulu (s.a.v.) : "Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız siz de o şekilde kılın" buyurmuştur.
(Buharî, Ezan, 18; Ahmed b. Hanbel, Musned, 5/53) 
 
“Melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni âlemlerdeki kadınlara üstün eyledi. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, huzurunda eğilenlerle beraber sen de eğil." (Al-i İmran, 42-43)
 
Namazdaki ruku ve secdenin anlamları hakkında çeşitli yorumlar yapılabilmektedir. Bu yorumlardan bir kısmını buraya aktarayım .
 
Rukuda deve, keçi, koyun gibi hayvanların ve sürekli rukuda duran meleklerin ibadetlerini temsil ediyoruz.
 
Secde de sürüngenlerin, otların ve sürekli secde de duran meleklerin ibadetlerini temsil ediyoruz.
 
 
Secdeyi iki kere yapmanın hikmetini bazı alimler şöyle açıklamışlardır: 
 
"Şeytan bir kere dahi secde etmekten içtinab etmiştir. Biz ise iki kere secde ediyoruz ki hem Allaha şükrümüzü eda edelim hem de secdenın yüzünü yere sürtelim." 
 
Secdeyi veya her hangibi bir ibadetteki ameli nasıl veya kaç defa olacağı ile ilgili hiç kafamı yormam. Bu müslümanı ilgilendiren bir mesele değildir.
Bize Rasulullah (s.a.v.) "benim (benden gördüğünüz gibi) kıldığım gibi namaz kılın" demiş ve olay bitmiştir. Bunun hikmeti hakkında Kuran ve sünnetten kesin bir delil yoktur. Bu konuda yapılan yorumlar zandan başka bir şey değildir. 
Secdenin Rukudan fazla yapılmasının hikmetlerindne biri olarak benim zannımda aşağıdaki hadisler olabilir. (Allahu alem)
 
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 
"Allah cehennemliklerden olan kimseler için rahmet murad edince kendisine ibadet edenleri cehennemden çıkarmaları için meleklerine emredecektir.
Onlar da secde izlerinden mu'minleri tanıyarak cehennemden çıkaracaklardır.
Allah secde izi bulunan yeri yakmayı cehennem ateşine yasaklamıştır; Ve böylece cehennemden çıkarılacaklardır Cehennem insanoğlunun bütün âzâlarını yakacak yalnız secde izlerinin bulunduğu yerleri yakmayacaktır"
(Buhârî, Muslim.
Hadis, namaz kılan günahkârların cehennemde son­suza kadar kalmayacaklarına delildir. Tevhidi benimsemiş insan, tem­bellik ederek namazı bırakacak olsa, onun durumu da budur; o da cehennemde ebediyen kalmaz. Bu konuda sahih rivâyetler vardır. Bkz. “es-Sahîha” (2054). 
Buhârî, Sıfatu's-salat 48 (74), c.2, s.799-800; Muslim, İman (182) )
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ummetimden olan herkesi kıyamet günü kesinlikle tanırım.” 
“Ey Allah'ın Rasûlu‎! O kadar kalabalığın içinde onları nasıl tanırsın?” de­diler.
Şöyle buyurdu: “Nişansız simsiyah at sürüsünün içine girsen, orada alnında ve ayaklarında beyazlık bulunan bir at olsa, sürünün içinde bu atı fark etmez miydin?”
So­ruyu soran kişi: “Elbette fark ederdim.” dedi.
Bunun üzerine Hz. Pey­gamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki, üm­me­timin de o gün secde etmeleri sebebiyle alınlarında ve ab­dest almaları sebebiyle de abdest azalarında parlaklık olacaktır.”
( Ahmed sahih senedle rivâyet etmiştir. Tirmizî de hadisin bir parçasını rivâyet etmiş ve sahih olduğunu söylemiştir. Hadis, “es-Sahîha”da tah­riç edilmiştir. Tirmizî, Sefer 424 (604), c.1, s.408)
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) alın ve burnu secdede tek organ olarak kabul eder ve şöyle derdi:
“Ben yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum(bir diğer rivayette: secde etmekle emrolunduk): Alın -eliyle burnuna da işaret etmiştir-, iki el (bir diğer rivayette: iki avuç), iki diz ve ayak parmakları. Elbise ve saçımızı topla­mamakla(1) da emrolunduk.”(2) 
 
(1-Bundan maksat, rukû ve secdeye giderken elbise ve saçın eller ile toplanılmasıdır. “en-Nihâye”. 
Ben diyorum ki: Bu yasak, sadece namaz durumuna özgü değildir. Âlimlerin çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre; namazdan önce saç ve elbisesini toplayıp, sonra namaza başlayan kimse de bu yasa­ğın kapsamına girer. Biraz sonra geleceği üzere, Hz. Peygam­ber’in saçını toplamış bir hâlde namaz kılmayı yasaklaması bu görüşü kuv­vetlendirmektedir.
2-Buhârî, Muslim. Hadis, “el-İrvâ”da (310) tahriç edilmiştir.
Buhârî, Sıfatu's-salat 56, 57 (83, 84), c.2, s.808-809; Muslim, Salat 227-231 (490), c.3, s.1476-1477)
 
 
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “
"Kul secde ettiği zaman onunla beraber yedi organ da secde eder: Yüzü, avuçları, dizleri ve ayakları.” 
( Muslim, Ebû Avâne ve İbn Hibbân.
[Muslim, Salat (491), c.3, s.1477)