KARDELENIM
VE CANIM KIZLARIM

KAZIM KARABEKIR

KAZIM KARABEKİR VE MİSYONERLERLE SAVAŞI

 

kazım karabekir

Bir gün hususi bir toplantıda Fethi Bey,”Türkler müslüman oldukları için geri kaldılar;hristiyan olalım teklifinde bulunmuştu….

Bugün sizlere yine ilginç bir konu aktarmak istedik.Misyonerliğin faaliyetlerini en iyi ifşa eden Kazım Kara Bekir Paşa’nın ibretlik anlatımları.Misyonelrerin ülkemizdeki faaliyetleri ve bu millete ve bu milletin kardeşlerine uyguladıkları sinsi çalışmalar……

“Misyoner teşkilatının iç yüzünü bilmeyen müstemleke(sömürge) halkının esaretten kurtulması şöyle dursun,bu teşkilata karşı kayıtsız kalan müstakil milletlerin bile geleceği tehdit altındadır.”

Kazım Karabekir Paşa 1938 yılında böyle tanımlıyor misyoner faaliyetleri.O’na göre Osmanlı Devleti’ni I. Dünya Savaşı’na sürükleyen en müessir güçlerden biri de misyonerlerdi.

MİSYONERLİK NASIL BAŞLADI?

Avrupa’da reform hareketlerinden sonra misyonerlik ortaya çıkmıştı.Katolik ve protestan misyoner örgütleri harekete geçmişlerdi.İlk önce papalık Roma’da misyonerlik yetiştirme ve propaganda merkezi kurmuş;ardından Paris’te yeni “havariler” yetiştirmek üzere “Ecnebi Misyoner Cemiyeti ve Mektebi” kurulmuştu.18 ve 19. yy.’da katolik misyonerler dünyaya hızla yayılmış;kadın ve erkek birçok yetişmiş misyoneri olan yeni cemiyetler ortaya çıkmıştır.

18. asırda dünyanın her tarafında protestan misyoner cemiyetleri kurulmuş ve 19. asırda müthiş bir hızla gelişmişlerdi.Bunlar “kafir” dedikleri hristiyan olmayan memleketlerde hristiyanlığı yaymak ve oradaki masum çocukları protestanlaştırmak ve şark eğitim sistemini reforme etmek üzere misyoner yetiştirmekle meşguldüler.Bu konuda İngilizlerin teşkilatı en eski ve kuvvetlisidir.1649 yılında kurulmuşltur.

Misyonerlik Okulundan Görüntü

Misyonerlik Okulundan Görüntü

Kazım Karabekir’e göre Osmanlı ülkesinde protestan ve katolik misyonerler üç şekilde faaliyet göstermişlerdir:

1. Dini Teşkilat:

Mukaddes Kitapları dağıtmak,mecmualar neşretmek ve bu suretle telkinler yapmak,küçük yardımlarla hristiyanlığı sevdirmek ve yaymak için çalışırlar.Ancak İslam muhitlerinde(bölgelerinde) pek alaka görmemişlerdir.İngilizler’in “Canterbury Misyoner Örgütü “ buna örnektir.

2. Mektep ve Müesseseler:

Azınlıklara mensup hristiyan çocuklarının eğitim ve öğretim ile tabiyetinde bulundukları devlete isyan ettirmeye,başka dinlere mensup olanları hristiyanlaştırmaya,hiç olmazsa din ve milli seciyelerini bozmaya çalışırlar.Bunların telkin vasıtası mektepler,ibadethaneler,beden terbiyesi,musiki salonları gibi teşkilatlarla maddi ve manevi yardımlardır.

Başta amerikan kolejleri olmak üzere memleketin her tarafında açılmış olan mektep ve müesseseler.Bunların en önemlisi Young Men’s Christian Association’dur.

3. Maskeli Teşkilat:

Bu teşkilatın mensuplkarı kılık-kıyafet,din,dil gibi kültürel benzerlik itibariyle içinde bulundukları halkdanmış gibi görünürler ve gayelerine ermek için halkın içinde çalışırlar.Maske altında ve suret-i haktan görünerek saf halkı kolayca aldatabilirler.

Kazım Karabekir’e göre misyonerlerin siyasi gayeler taşıdığı kesin.Bunun delillerini de şöyle sıralamak mümkün:

1877′de İngiliz Liberal Fırkası Lideri Lord Gladstone Avam Kamarasında yaptığı konuşmada Kura’an’ı göstererek “Bu kitap yeryüzünda kaldıkça,bu batak* katliamı gibi vahşetler de dünyadan eksik olmaz.” demiştir.Halbuki Batak köyünde ve sair yerlerdeki Bulgar ihtilalini tezgahlayanlar misyoner teşkilatının yetiştirdiği Bulgar talebeler idi

Türk Düşmanı Galdstone

Türk Düşmanı Galdstone

* Batak ,Bulgaristan’da bir köydür.

I. Dünya Savaşı’nda Lloyd George “Türkler Hristiyanlara katliam yaptılar.Türkler Avrupa’dan kovulmalı,Ayasofya Tekrar kilise yapılmalıdır.” der.Hristiyan dediği Ermeniler’dir.Zavallı Ermeniler’i ihtilale sevkeden yine misyonerlerdi.

Kazım Karabekir Paşa misyonerler ile sadece kalemi ile mücadele etmemiş;onlara ve onların uzantılarına karşı fiili mücadele de vermiştir.

Mondros Mütarekesi sonrasında tehcirden dönen ermeni aileler,Ermeni Patrikhanesi ve işgal kuvvetlerinin de yardımı ile Osmanlı Devleti’nin her yanında özellikle de İstanbul,Çukurova ve Doğu Anadolu’da yetimhanelerdeki müslüman Türk çocukları kendilerinin olduğunu iddia ederek bunları alıp zorla hristiyanlaştırıyorlardı.İşgal kuvvetleri,Patrikhane ve misyoner kuruluşu temsilcilerinden oluşan sözde bilirkişi heyeti; sayıları binleri bulan yetim ve kimsesiz Müslüman Türk çocuklarını yeni verilen ermeni kimlikleriyle daha çok Amerikalı misyonerlerin yönetimindeki yetimhanelere yerleştiriyor ve bunları protestanlaştırıyorlardı.

Kurtuluş Savaşı’nda Kars, 30 Ekim 1920 tarihinde kurtarılırken yapılan ilk iş Kazım Karabekir’in emri ile şehrin müftüsü ve ileri gelenlerinden teşekkül edilen bir heyetin şehirdeki misyoner Amerikan yetimhanesinde bulunan ve hristiyan adla kaydedilen 100 kadar müslüman çocuğu kurtararak Kazım Karabekir tarafından açılan Türk yetimhanelerine yerleştirmeleri olmuştur.

ADSIZ HRİSTİYANLIK PROJESİ

Kazım Karabekir,misyonerliğin bir benzeri olan Adsız Hristiyanlık Projesi 1906 yılında Kahire Misyonerlik Kongresinde gündeme getirilmiş,1911 Laknaw ve 1913 Edinburg Misyonerlik kongreleri kararları ile İslam dünyasında resmen uygulamaya konulmuştur.

Projeye göre misyonerler eğitim,öğretim,basın-yayın,sağlık,sosyal yardımlaşma,spor ve her türlü sosyal faaliyeti istismar ederek hristiyanlığını ve hristiyanlık propagandası yaptığını gizleyerek müslümanları önce dinsizliğe sonra da hristiyanlığa kademe kademe sevk edeceklerdi.

1922′de projeyi uygulayabilecek adamlar yetiştirmek üzere İstanbul’da bir okul bile açıldı.1923′lerde Amerika’da yayınlanan Asia dergisinde “Türkiye’de Daha Mutlu Bir Geleceğin Elçileri” başlıklı makalesinde American Board’un liderlerinden Ernest Riggs gayelerini şöyle açıklayacaktı:” Türk insanının karakterini değiştirmeli ve yeni bir millet yaratmalıyız.”

Ernest Riggs

Ernest Riggs

Riggs’e göre Türk hükümetinin resmi uygulamaları itirazsız uygulanırsa birçok Türk ve Kürdü kısa sürede hristiyanlaştırmak,kitleler halinde kazanmak mümükündü.Nitekim bu yolda büyük bir girşim yönetimde etkili bir Türk Paşasının” Açıkça hristiyanlaşmanın,silahlı asilerin ve düşmanların Türk limanlarını işgalinden daha kötü” olduğunu söyleyerek yönetimi ikaz etmesi ile başarılı olamamıştı.Ancak İsmet Paşa ve Adnan Bey ” açıktan din değiştirmeye ve Türklerin hristiyanlaşabilmelerine fırsat tanıyan yeni kanunlar çıkarma” sözü vermişlerdi.

Riggs’e göre bunun samimi olarak mı yoksa batıya yaklaşmada misyonerleri kullanma mı olduğunu gelecekte görülecekti.Riggs’in naklettiği paşa’yı Kazım Karabekir hatıratı da teyid eder.

Bu yazılanları okudukça eskiden şöyleydi,böyleydi dediğimizi lütfen hatırlayalım ve bu hain plan ve tuzaklardan neslimizi korumak için aileler,eğitimciler ve yöneticiler olarak daha fazla çalışalım.