KARDELENIM
VE CANIM KIZLARIM

KARDES KATLIAMI 2

FATİH SULTAN MEHMED HAN VE KARDEŞ KATLİ-2

 

fatihtuğra

Bu konuda birçok yerden fıkhi malumat aldık.Bunlardan son dönemin en önemli hanefi alimlerindensen İbn-i Abidin izahlarını sizlere sunarak konumuzu daha da netleştirmek isteriz.İbn-i Abidin’in eserindeki Ta’zir yoluyla katl başlığı altında “Ta’zir, katl ile de olabilir. İbn-i Teymiyye’nin Es-Sânm’ül-Meslûl adlı eserinde gördüm ki, diyor: Ha­nefi hukukçularına göre, livâta, âlet-i cârihadışında adam öldürme ve benzeri suçlar tekerrür ettiğinde, imâm yani ülü’l-emr suçluyu katledebilir. Âmme maslahatı gerektirdiği takdirde, ta’zir yoluyla idam cezası verme esasını, Hz. Peygamber ve ashabının tatbikatına hamleden Hanefi hukukçular, bu uygulamaya siyâseten kati demektedirler… Soyguncular, yol kesenler, dükkân soyanlar, cemiyetin nizâmını bozarak ı fesad çıkaranlar,zâlimler ve fesad çıkaranlara yardımcı olanlar, kısaca idam edilmesinde âmme maslahatı bulunanlar için de aynı hükümler geçerlidir” Buradan da anlaşıldığı üzere bir cezanın tatbiki için mahkeme kararı mutlaka gereklidir.Yine Dede Efendi’nin Siyasetname isimli eserinden konuyla alakalı bazı açıklamaları birlikte okuyalım:”Nizâm-ı memleketin bozulmasına sebep olan, fitne ve fesada teşvik edenler, bu şenî’ fiilleri bizzat iş­lediklleri vakitlerde dahi, katl edilebileceklerine fetvâ verilmiştir. Ayrıca ülü’l-emre tanınan bu siyâset in tatbiki için bil-fiil fesadın tahakkuku ve sebeb-i âdî olan şahsın fil-hakika şerir ve müttehem olması da şart değildir. Zira vukuundan evvel def-i fesâd, vukuundan sonra refinden daha kolay olduğu müsellemdir. Bir bid’atçının bid’atının yayılacağından korkan dindar Padişahın kulları ondan korumak ve nizâm-ı alem için, o mübtedi’i katl ve idam etmesi câizdir”.

“Nizâm-ı âlem için şer ve fesadını defetmek üzere, ehl-i fesadı darb, te’dîb, nefy, tağrîb, hapis ve hatta fve idam tarzında ta’zir yoluyla cezalandırmak meşru ise de, tek kişinin veya yalancıların jurnali ile bu y0la girmek câiz değildir. Fesâda gayret ettiği ve sebep olduğu şer’an sâbit olmalıdır. Osmanlı Şeyhü’l-İslamları’nın fetvalarından anlaşılan da budur”.

Görüldüğü gibi mesele basit ve keyfi değildir.Herşeyin bir dayanağı ve nedeni mevcuttur.Burada anlaşılacağı üzere mehkeme burada yetkilidir ve bu yetkisinin dışına çıkmamıştır.

Ancak tarihte bazı padişahların da bu konuyu yanlış şekilde kullandıklarını da görmekteyiz.Bunların da büyük çoğunluğu araya giren jurnalcilerin ve yalancı şahitlerin beyanıyla Şeyhü’l-İslam’a bağy suçu imiş gibi fetva alındığı da görülmüştür.Kanıuni sultan Süleyman Han’ın oğlu Şehzede Mustafa hakkındaki fetvalar buna örnektir.

kanunihürrem

Şimdi Kardeş Katli ile ilgili Osmanlı’da yaşanmış birkaç örneği verip konumuzu burada bitirelim:

İlk örneğimizOrhan Bey dönemidir.Orhan Bey zamanında üç idam hâdisesi yaşanmıştır. Bunların her üçü de had cezası mahiyetinde yani bağy devlete isyan suçunun cezası olarak tatbik edilmişlerdir. Zira Orhan Bey’in kardeşleri Halil ve İbrahim’in Padişaha isyan ettikleri ve saltanat mücadelesine giriştikleri bir vâkı’adır. İsyan sonucunda katledilmişlerdir ve siyâseten kati ile hiç bir münasebeti yoktur. Orhan Bey, ayrıca kendi oğlu Savcı Beyi de, bizzat kendisine isyan ettiği ve ordu toplayarak babası ile savaşmaya bile cesaret ettiği için idam ettirmiştir. Hatta Bizans veliahdı Andronikos ile dahi babası aleyhine ittifak kurdu­ğunu tarih kitapları kaydetmektedir. Bunun cezası, Orhan Bey istemese dahi, İslâm hukukunda idam cezasıdır.

Fâtih’in babası II. Murad’ın amcası Mustafa Çelebi (II. Düzmece Mustafa), uzun süren saltanat mücadelesine girişmiş ve hatta Osmanlı ülkesinin Bizans ile payla­şılmasını da göze alarak imparator Manuel ile gizli ittifak dahi kurmuştur. Uzun müca­delelerden sonra yakalanarak bâği muâmelesi görmüş ve idam edilmiştir. Bu bir had cezasıdır. II. Murad’ın küçük kardeşi Mustafa Çelebi de, Karamanoğulları ve Germiyanoğullarının tahrikiyle Bursa’ya yürümüş ve had cezası olarak idam edilmiştir. Yani bu dönemde de, siyâseten kati cezası mevcut değildir.

Kanunî Sultân Süleyman, rakipsiz sultan olduğu için, kardeş katli mevzu bahis olmamıştır. Ancak Kanunî, kendi çocuklarının idamına karar veren bahtsız Padişahlar­dandır. Karısı Hürrem Sultân ve çevresinin tahriki ile, kendisini tahttan indirmeye az­mettiği ve Padişah olmak İsteği ile isyan ettiği şayiasına inanarak, bâğî vasfıyla Şehza­de Mustafa’yı idama mahkûm eylemiştir. Bu idam karan, görünürde bağy suçunun cezası olarak had cezasıdır. Ancak bu meselede hem fetvâyı veren müftünün, hem karan veren kadının ve hem de bunları tasdik  edip icrası için emir veren Kanunî’nin, yanıldıkları veya yanıltıldıkları bir vâkı’adır.

ebussuud

Diğer bir hazin tablo da Şehzâde Bâyezid’in idamında yaşanmıştır.Kanunî’nin iki oğlu olan Selim ve Bâyezid, 1558 yılına kadar iyi geçindikleri halde, bu tarihten sonra saltanat hırsıyla aralan bozulmuştur. Aradaki  jurnalcilerin tahriki ile Şehzâde Bâyezid, ordu toplayarak kardeşi Selim’in üzerine yürüdü. Bu hareketi isyan kabul edildi. İran’a iltica eden Bâyezid, kardeşi Selim’e teslim edilince, Ebüssuud’un fetvâsıyla bağy suçu­nun had cezası olan idam cezasına mahkûm edilmiştir